Perşembe, 31 Tem 2014
 
 
Albay Cemal TEMİZÖZ Resmi Web Sitesi'ne Hoşgeldiniz

“ÖLMEK Mİ? ÖLÜRÜM AMA İNLEYEREK DEĞİL! HAPİSTE YATMAK MI? YATARIM AMA YAKINARAK DEĞİL! SÜRGÜN MÜ? GİDERİM; KİM BENİ GÜLÜMSEMEKLE YOLA KOYULMAKTAN ALI KOYABİLİR.”

Epiktesos

Bu davada soruşturmayı başlatan ve yol haritası belirlenmesini sağlayanlar olarak tanık/gizli tanıkların kendi hür iradeleriyle gelerek tanık olmadıkları delilleriyle ortadadır.

Soruşturma mühendisliğinin marifetiyle evraklara bir sıra dahilinde adım adım ve ustaca hedefe yönelecek şekilde yasal prosedürlerin uygulandığı belirlenmiştir.

Bu durumu en iyi ortaya koyan belge ise Orhan AYKUT’un Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığına “Şırnak’ta faili meçhullerle ilgili yapılan çalışmalar.” isimli ifade notlarıdır. Ayrıca Aşağıdaki video’da açıkça anlaşıldığı üzere 66 kişilik bertaraf edilecekler listesinde Cemal TEMİZÖZ’ün adı geçmektedir. Ayrıca PKK’nın Kandil’de olan Ele başı Murat KARAYILAN’ın yaptığı basın açıklamasında 2005’den itibaren başlayan mutabakat sırlarını ortaya döktüğü de anlaşılmaktadır.



“ADALETSİZLİĞİ ENGELLEYECEK GÜCÜNÜZ OLMAYABİLİR. AMA ADALETSİZLİĞE İTİRAZ ETMEYİ, DİRENMEYİ BECEREMEDİĞİNİZ BİR ZAMAN ASLA OLMAMALIDIR.”

Elie Wiesel

 

Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak ve Türk milletinde Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı güvensizlik yaratmak amacını güden, ülkemizin bütününde yürütülen asimetrik psikolojik harekatın ilk aşamalarından birisi olarak 1993–1995 yıllarında Güneydoğuda bir takım faili meçhuller işlendiği iddiasıyla, sırf kamuoyu yaratmak amacıyla iş makineleri ile yapılmış olan kazılar sebebi ile, kemiklerin insana ait olup olmadığı henüz anlaşılmadan, aleyhime maddi hiçbir delil olmamasına rağmen, hukuk hiçe sayılarak, Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı olarak birliğimin dışındaki bir şehre gitmem bile üstlerimin bilgisine bağlı olmasına rağmen kaçma şüphesi ve isnat edilen suçlamanın ağırlığı sebepleri ile yerel seçimlerin hemen öncesinde Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile tutuklandım.

Olağanüstü Hal Bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından PKK terör örgütüne karşı yürütülen İç Güvenlik Harekâtında Temmuz 1993-Temmuz 1995 yıllan arasında Cizre İlçe Jandarma Komutanı olarak birliğim ile yer aldım. Görev dönemim içerisinde terör örgütüne karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komutasında silahlı mücadeleye devam ederken halk merkezli ve halkı kazanmak için yürüttüğümüz çalışmalarda devletin çalışamaz hale gelmiş Milli Eğitim, Sağlık, Güvenlik ve Adalet gibi ana fonksiyonlarına işlerlik kazandırılmasına, halkın birlik ve beraberlik şuuru ile milli bayramlara katılmasına ve halka moral verecek Nevruz Kutlamaları gibi faaliyetler ve Cizrespor’un canlandırılması gibi sportif etkinliklerin canlandırılmasına katkı sundum. Her fırsatta ne şekilde olursa olsun halka yardım faaliyetlerinin içerisinde yer aldım. Bu çalışmaların tamamını da terör örgütünün tehdidi ve baskısı devam ederken, zor şartlar altında gerçekleştirdim.

Yaşanan bu süreçte, basına sızdırılan bazı haberlerden anlaşıldığına göre; terör örgütü ve müzahir kuruluşlar ile o dönem her türlü örgütsel faaliyetler içerisinde yer alıp bölge dışına kaçan müteakiben mağdur olarak geri dönen işbirlikçilerin, müşterek yürüttükleri linç kampanyası sonucu bölgedeki tüm kanunsuzluklar üzerime fatura edilmeye çalışılmaktadır.

Görev dönemim içerisinde yapılan mücadeleye mülki idare amirleri (İl-İlçe), Komutanlarım, Yargı Mensupları (Hakim-Savcılar), Askeri birlikler, Kamu Kurum Kuruluşları, GKK'lar ve sağduyulu vatandaşlar da tanıklıktır.

Yargılama aşamasında Yüce Türk Milleti adına hüküm vermeye yetkili, bağımsız olduğuna inanmak istediğimiz, Yüce Türk Adaleti önünde dosyadaki iddiaların tamamına cevap verdik. Delillerini ortaya koyduk. Ancak bilinen sebeplerle lehimize olan hiçbir maddi delil kamuoyuna yansıtılmadığı gibi, farklı iki kutbun bir araya gelerek sürdürdüğü linç kampanyası da devam etti.

Göz altına alındığım tarihte başka bir dosyadan Diyarbakır emniyetinde göz altında olan kamuoyunda koşu yolu bombacısı olarak bilinen H.T ifadesinde "Bu olanlardan sonra ifadeye bir ara Albay Cemal TEMİZÖZ'ü yazmak için de uğraştılar. Bu uğraşları da bir kaç gün sürdü." ... "İkinci ifade hazırlandığında komiser gün içinde Albay Cemal TEMİZÖZ'ün yakalandığına dair bir gazete getirdi. Sorgu masasına bıraktı ve 'Bak alacağız dedik mi alırız' ... 'Boşuna koruma Cemal TEMİZÖZ'ü...' dedi. Ben tanımadığımı söyledim." şeklindeki mahkemeye sunmuş olduğu ifadesi o tarihte komplonun kimler tarafindan başlatılmış olduğunun açık delilidir.

Bundan sonra sitemizde yargılama ile ilgili duruşma tutanaklarına, savunmalara, önemli delil ve belgelere ulaşabileceksiniz. Ve kararı yine yüce Türk Milleti verecektir.

“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep aynı cevherin damarlarıdır. Bu damarlar, birbirini tanısın. Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik çabalar boğulmaya mahkûmdur. Türk milleti kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir topluluk değildir.” (Mustafa Kemal Atatürk–1935)